Özellikle aşil ve patellar tendon sorunlarında; tendonlar fazla kullanımdan değil, yanlış kullanımdan ve yetersiz adaptasyondan ağrır. Bu nedenle mutlak istirahat kısa vadede rahatlık verse de, uzun vadede kapasite kaybını derinleştirebilir. Bu nedenle tedavide en çok ihtiyaç duyulan şey bazen daha fazla dinlenmek değil; doğru dozda yüklemeyi yeniden öğrenmektir.
Klinik yaklaşım, ağrının tepkisini izleyerek toleransı arttıran ve kişiyi tekrar güvenli yük taşımaya hazırlayan bir çerçeve gerektirir. En iyi sonuçlar çoğu zaman doğru sırayla, kişiye uygun rehabilitasyon ve egzersiz adımlarıyla ilerlemekten geçer.
Hastalarımız çoğu zaman uzun süren tendon sorunlarını ‘geçmeyen iltihap’ gibi düşünür. Örneğin topuk ağrısı çoğu zaman ayakta hissedilir; ama onu sürdüren yük zinciri daha geniş olabilir. Ayak tabanı, baldır kompleksi, aşil hattı, ayak bileği hareketi, diz ve kalça kontrolü birlikte çalışmadığında yük topukta yoğunlaşabilir.
Bu yüzden topuğu yalnız lokal ağrı noktası gibi görmek, aldığımız hikâyeyi daraltarak tedaviyi sınırlar. Hastalarımızın anlattığı küçük ayrıntılar – sabah ilk adımda mı arttığı, merdivenle mi belirginleştiği, uzun oturuştan sonra mı başladığı, gece uykuyu bozup bozmadığı – çoğu zaman görüntüleme bulgularından daha fazla klinik değer taşımaktadır. Ayak basma ve yürüme paternleri, sabah ilk adımları, baldır gerginliği ve günlük ayakta kalma alışkanlıklarının birlikte değerlendirilmesi önemlidir



